Kıbrıs’a su nakli çok daha büyük vaatler sunuyor
Boru hattı ile taşınacak su, Kıbrıs Türklerini Türkiye’ye daha da yakınlaştıracak; ancak aynı zamanda bölünmüş adanın işbirliğine gitmesi için de bir teşvik oluşturabilir.
SES Türkiye için İstanbul'dan Menekşe Tokyay'ın haberi – 03/04/12
Türkiye ve Kıbrıs Türkleri, “Yaşam Suyu” olarak adlandırılan ve yeraltından döşenecek bir boru hattıyla Kuzey Kıbrıs’a içme suyu pompalanmasını sağlayacak proje ile birlikte büyük bir adım atmış oldular.
İlgili Makaleler
Adanın Türk kesiminde, Girne yakınlarındaki Geçitköy barajında projenin ikinci aşamasının temel atma töreni 30 Mart günü gerçekleşti. Dört aşamalı ve 107 kilometre uzunluğundaki projenin toplam maliyetinin 850 milyon TL (478 milyon dolar) olması ve her yıl adaya 75 milyon metre küp su sağlanması öngörülüyor.
Projenin ilk aşaması geçtiğimiz sene Mersin’de suyun kaynağını oluşturacak olan Alaköprü Barajı’nın temelinin atılmasıyla başlamıştı. Geriye kalan “Yeraltı Suyu Boruhattı İnşası” ve “Altyapının Desteklenmesi” aşamalarının ise, 2014 yılına kadar tamamlanması planlanıyor.
Nüfus artışı, tüketime ve tarımsal kullanıma yönelik yeraltı sularının gereğinden fazla tüketilmesi ve turizm sezonunda talebin artması sonucunda, su sorunu, uzun zamandır adanın önemli bir sorunu olmayı sürdürüyordu. Suyun aşırı tuzlu oluşu da, toprağın bozulmasına neden olmaktaydı.
Türkiye’nin anakaradan Kıbrıs’a su transferi projesi, 1990’ların başından beri gündemdeydi. Teknik zorluklar sebebiyle daha önce ortaya konan projeler sekteye uğramıştı; ancak analistlere göre mevcut proje artık bir “rüya” olmanın ötesine geçti. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs, ayrıca ileride ada ile anakara arasında bir elektrik nakil hattı kurulmasını da planlıyor.
Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Ahmet Sözen’e göre, projenin artık yeterli siyasi ve ekonomik desteği bulunuyor.
SES Türkiye’ye konuşan Sözen, “Bu büyük bir proje ve Türkiye’de en yüksek rütbeli devlet yetkililerinin de desteği ve teşvikini aldığı düşünüldüğünde uygulanabilir olacağı kanısındayım,” diyor ve birçok prestijli şirketin de projeyi yönettiğini ve projenin tamamen Türkiye tarafından finanse edileceğini sözlerine ekliyor.
Merkezi Ankara’da bulunan düşünce kuruluşu ORSAM’da hidro-politik alanında araştırmalar yapan Tuğba Evrim Maden ise, projenin sadece Kıbrıs Türklerinin kronik su sorunlarını çözmekle kalmayıp, aynı zamanda ekonomik kalkınmaya da katkıda bulunacağına dikkat çekiyor.
SES Türkiye’ye açıklamalarda bulunan Maden’e göre, bu proje Türkiye ve KKTC arasındaki bağı daha da artıracak; ancak aynı zamanda Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumları arasındaki işbirliği ve karşılıklı bağımlılığa da gerekli zemini hazırlayabilir.
Maden, “Rum kesiminde de su sıkıntısı önemli bir sorundur. Hemen olmasa bile Rum kesiminin de bu sudan faydalanmak isteyeceğini düşünüyorum,” diyor.
Gerek Türk gerekse Kıbrıslı Türk yetkililer, eğer adada iki topluluk arasında bir anlaşma söz konusu olursa suyun Güney Rum kesimine de ulaştırılabileceğinin altını çizdiler; böylelikle suyun gelecekte bir barış anlaşmasında rol oynayabileceğine dair kapıyı açık bırakmış oldular.
Öte yandan, Ormancılık ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 30 Mart günü yapmış olduğu bir konuşmada, bu projeyi, Kıbrıs Türklerini anakaraya bağlayan bir göbek bağına benzetti.
Sözen’e göre, su, adada karşılıklı bağımlılık ve karşılıklı refahı sağlamak üzere bir “barış suyu” olarak kullanılabilir.
Uluslararası Kriz Grubu’ndan Kıbrıs Uzmanı Didem Akyel ise, bu zamana değin adada yeniden birleşmeye dönük görüşmelerin başarısızlığa uğramasının ardındaki temel sebebin, Kıbrıslı Rum yetkililer ile Türkiye arasında bir temasın olmaması olduğunu düşünüyor.
SES Türkiye'ye konuşan Akyel, “Sonuç olarak taraflar arasında herhangi bir şekilde güven inşa edilemiyor ve hiçbir taraf bir diğerinin çözüm yanlısı olduğuna veya olası bir anlaşmaya bağlı kalabileceğine inanmıyor,” diyor ve ekliyor: “Bu bağlamda, su konusu, taraflar arasında işbirliğine dönük önemli bir ticari fırsat yaratabilir ve Kıbrıslı Türkler suyun taşınmasında bir arabulucu olarak sürece müdahil olabilir.”
Bununla birlikte, Akyel, su kaynaklarının paylaşımının Kıbrıs sorununun çözümüne koşullandırılmaması gerektiğini kaydediyor.
“[Bu suya] şu anda ihtiyaç var; ancak bu şekilde adada daha sürdürülebilir ve iki tarafın da uzlaştığı bir anlaşmaya varılabilir,” diyen Akyel, Kıbrıslı Rum yetkililerin de herhangi bir önkoşul öne sürmeksizin hem Kıbrıslı Türklerle hem de Türk yetkililerle konuşmaya açık olması gerektiğini belirtiyor.

























SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin
Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası