Orhan Pamuk'un müzesi Türk edebiyatına farklı bir boyut katıyor
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi adlı romanında anlattığı aşk hikayesine adanan ve romanla aynı adı taşıyan müze, edebiyat deneyimini geleneksel kalıpların dışına çıkarıyor.
SES Türkiye için İstanbul’dan Anna Wood’un haberi – 10/05/12
Orhan Pamuk’un İstanbul’un Çukurcuma semtinde kurduğu Masumiyet Müzesi, görünürde masumiyete saygı duruşunda bulunurken, koyu kırmızı rengiyle tutku, şehvet ve kan temalarını da çağrıştırıyor.
İlgili Makaleler
Bugüne dek edebiyat alanında Nobel ödülü alan tek Türk yazar olan Pamuk açısından işler ödül aldığı 2006 yılından bu yana gayet iyi gidiyor.
Harvard Üniversitesi'nde verdiği dersleri The Naïve and Sentimental Novelist (Saf ve Duygusal Romancı) adı altında kitaplaştıran Pamuk, 2008 yılında da son romanı Masumiyet Müzesi'ni yayınladı.
Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan ve romanda bahsedilen aşk hikayesine adanmış müze ise, İstanbul'da mutlaka görülmesi gereken yerler listesine girdi bile.
Nitekim müzenin arşiv sorumlusu Ayhan Albayrak da, ilk haftalarda gelen ziyaretçi sayısının beklentileri karşılayacak düzeyde olduğunu doğruluyor.
SES Türkiye'nin sorularını yanıtlayan Albayrak, "Hafta sonu daha fazla kişi geliyorsa da hafta içi bile günde en az yüz kişi geliyor," diyor.
"Hafta içi ise müze ziyaretçilerimizin çoğu yabancı oluyor", diye de ekliyor.
Açılışın yapıldığı hafta ilk iş olarak müzeyi ziyaret etmeye gelenler, başka galerilerde sergilenenlerden oldukça farklı bir sanat koleksiyonu ile karşılaştı.
Müze, hikayenin baş kahramanı Kemal ve sevgilisi Füsun'un buluştuğu daireyi temsil ediyor. Füsun'a saplantılı bir aşkla bağlanan Kemal, genç kadının beraber vakit geçirdikleri zamanlarda dokunduğu objeleri toplamaya başlıyor.
Müzeyi ziyaret eden Dervise Chandarana, "Gerçekten farklı bir tecrübeydi," diye özetliyor müzeyle ilgili fikrini.
"En çok sigara duvarı beni etkiledi. Düşünsene, birisi onların hepsini içmiş!"
Müzede ziyaretçilerin karşısına çıkan ilk sunum, girişteki duvara çivilenmiş sigara izmaritleri. Ruj lekeli bu izmaritlerin altlarında, romanda Füsun'un sigara içtiği bölümlerden alıntılar yazılı.
Mesela bir tanesinin altında "Bakma bana öyle" yazıyor.
Bir diğerinde ise "Bu son olsun, Kemal."
Üç katlı müzenin her katı, Kemal'in aşırdığı ve romandaki bir an ya da tema ile ilişkilendirilerek sergilenen objelerle dolu. Örneğin müzenin pencerelerinden dışarı bakınca Kemal'in mahallesini ve İstanbul'un 40 yılda geçirdiği dönüşümü görmek mümkün.
Duvar ve kol saatleri ise, romanın en önemli unsurlarından biri olan zamanı vurgulayarak, Pamuk'un romanda yakalamaya çalıştığı farklı bir döneme dikkat çekiyor.
Müzenin açılışından bir hafta sonra, film yapımcıları, müzisyenler, edebiyat eleştirmenleri, psikiyatrlar ve konuyla ilgili çeşitli başka konuşmacıların katılımıyla Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde bir sempozyum düzenlenerek, Pamuk'un romanı, müze ve Türk tarihi ve kültürünün romanda ele alınan yılları tartışıldı.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Sabit Fikir adlı edebiyat dergisinin editörü Nihan Bora, "Son kata çıktığımda, Orhan Pamuk'un sandalyede oturup Kemal'i dinlediği o odadaydım," diyor.
Hafta sonu verilen konferanslara katılan ve romanı da okuyan Bora, müze sayesinde edebi bir eserle fiziksel bir bağlantı kurulabildiğine işaret ediyor.
Roman, müze, sempozyum ve kitap kadar uzun müze kataloğu birleşince, insanda adeta zamanda geriye doğru bir yolculuk yapmış hissi uyandırıyor, diye düşünen Bora, romanın geçtiği yıllara dair şöyle diyor:
"…birçok kişiyle hemfikir olduğum noktaya vardım: Hiçbir dönem 70'ler kadar masum olmamıştı."
Ancak Pamuk'un çalışmaları genellikle beğeni görmekle birlikte, kimilerinin eleştirilerine de hedef oluyor. Örneğin film yönetmeni Eset Akçilad, Pamuk'un ağırlıklı olarak Batılı ya da Batı yanlısı gözlemciler nezdinde "yerli muhbir" olarak edindiği yeni konumun hayal kırıklığı yarattığını ifade ediyor
SES Türkiye'ye konuşan Akçilad'a göre, Pamuk, Benim Adım Kırmızı romanından beri sadece belli bir 'hedef kitleyi' memnun etmek için yazıyor.
Söz konusu hedef kitleyi Batılı ve eğitimli, Ortadoğu konusunda genel bir kaygı taşıyan ve kısıtlı bir etkileşim içinde de olsa Doğu'yu bilmek ve anlamak gerektiğine inanan insanlar olarak tanımlayan yönetmen, Orhan Pamuk'u da bu pencereden değerlendiriyor:
"Pamuk, bu kitlenin bayrağını taşıyıp gözlemlerini aktarıyor ve kendi kültürünü 'gözlemlerken' de yine bu kitlenin zihniyeti ile hareket ediyor."
Türk kültürüne ilişkin algılarını, kurduğu müzede meraklı turistlere sunan Pamuk'un, bu şekilde Batı'nın nesnelleştirme ve kültürel metalaştırma anlayışını yeni bir boyuta taşıdığı da söylenebilir.
Ancak ortada bir gerçek var ki, bu eleştiriler, yazarın gördüğü hayranlık ve ilgiye şimdilik pek de gölge düşürmüş gibi durmuyor.























SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin
Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası