2013-01-04

Diyarbakır Cumartesi Anneleri adalet arıyor

Ocak 2009’dan bu yana her hafta toplanan Cumartesi Anneleri, 1990’lı yıllarda yapılan insan hakları ihlallerinin sorumlularından hesap sorulmasını talep ediyor.

SES Türkiye için Diyarbakır’dan Nurhak Yılmaz’ın haberi -- 04/01/13

* doldurulması gerekli alanlar.

  • Button
5 Not
Yazdır
Sıfırla
Küçült
Büyült

Diyarbakır Koşuyolu Parkı’ndaki İnsan Hakları Anıtı’nın önünde her Cumartesi aynı manzarayı görmek mümkün. Kayıp ve faili meçhul yakınları, yaklaşık dört yıldır her hafta toplandıkları bu yerde "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" sloganıyla eylem yapıyor.

  • İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu tarafından düzenlenen Cumartesi Anneleri eylemleri. [Nurhak Yılmaz/SES Türkiye]

    İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu tarafından düzenlenen Cumartesi Anneleri eylemleri. [Nurhak Yılmaz/SES Türkiye]

Ayfer Akıntürk, “Cumartesi Anneleri” olarak bilinen eylemcilerden biri. Akıntürk’ün erkek kardeşi olan İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Muhsin Melik, 1994’te şoförü Mehmet Ayyıldız ile birlikte Şanlıurfa’da vurularak öldürüldü.

SES Türkiye’ye konuşan Akıntürk, “Türkiye'de yaşayan tüm insanları Güneydoğu Bölgesi'nde yaşananlar konusunda haberdar etmeyi” amaçladıklarını belirterek şöyle dedi:

“Her cumartesi günü buraya geliyoruz ve o ilk öldüğü günün duyguları yeniden tazeleniyor. Çocuklarını hatırlıyorum. Çocuklarının karne aldıkları gün katledilen babaları aklıma geliyor. Çocukları babaları ile birlikte büyüyebilirlerdi.”

Akıntük’ün yaşadığı oldukça bilindik bir acı. Kurbanların aileleri ile birlikte Cumartesi eylemlerini düzenleyen İHD Diyarbakır Şubesi’nin 2008’den bu yana topladığı bilgilere göre, 1990’larda yaklaşık 3 bin 500 kişi faili meçhul cinayetlere kurban giderken, kaybolan 500 civarında kişinin de öldüğü düşünülüyor.

1995’te yayınlanan bir meclis araştırma raporunda siyasi cinayetlerin sayısı bin 797 olarak verildi. Gözlemciler, tahminlerdeki bu uyuşmazlığı, kurbanların yakınlarını takip etmenin zorluğuna bağlıyor; zira kurban yakınlarının büyük bölümü, köy boşaltmalar ya da başka sebeplerden dolayı başka illere veya yurtdışına kaçmış durumda. Öte yandan, pek çok kimse, tazminat için yetkili makamlara başvurmakta isteksiz.

Söz konusu ihlallerin çoğu cezasız kaldı, ama 2008 yılındaki “Ergenekon tutuklamaları”, ailelere adaletin tecellisinin yakın olduğu yönünde umut verdi. Davanın 1990’lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da görev yapan pek çok sanığının, siyasi cinayetler, köy boşaltmalar ve zorla kaybetme olaylarında rolü olduğundan şüpheleniliyordu.

İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu üyelerinden Necibe Güneş Perinçek, SES Türkiye’ye verdiği demeçte, tutuklamaların yarattığı iyimser havanın Diyarbakır’daki Cumartesi Anneleri eylemlerine yol açtığını ifade etti.

“Açıkçası o dönem umutlandık, gerçekten hükümet bu yaşananların üzerine gidecek diye bir beklenti içerisine girdik. Biz de, kayıp yakınları da biliyoruz ki, bu insanlar yaşamıyor ama en azından bir mezara sahip olmaları yakınları için çok önemli. Bir mezarlarının bile olmaması çok acı.”

Perinçek’e göre, kurban aileleri, eylemler aracılığıyla hükümeti 1990’larda yaşanan olaylara ışık tutmaya teşvik edebileceklerini düşünüyordu.

“Bu kişiler ile ilgili bilgilerin devlet arşivlerinde olduğunu düşünüyoruz. Neden infaz edildikleri, neden kaybedildikleri, nereye gömüldükleri ya da kimlerin bu işin içinde olduğu belli. Devletin bu cinayetlerin tümünü ortaya çıkaracağı gibi bir hayalin peşinde değiliz ancak bazı şeylerin ortaya çıkarılabileceğini düşündük.”

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul milletvekili Nimet Baş ise, iktidar partisinin, hak ihlalleriyle ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşma konusunda kararlı olduğunu dile getirdi.

Baş, “Bize göre, demokrasiyi karartmak üzere devletimizin içindeki bütün karanlık odalarda saklanan isimler ve evraklar mutlaka teşhir edilmelidir. Hukuki olmayan hiçbir bilgi devlet sırrı olmamalıdır,” dedi.

Ancak bazı kurban yakınlarının Ergenekon davasına taraf olma başvurusunun reddedilmesi, ailelerin umutlarının sönmeye başlamasına neden oldu. Davanın hükümete yönelik darbe girişimi iddialarına odaklandığını belirten İHD yetkilileri, ailelerin başvurusunun reddine gerekçe olarak, zorla kaybetme olayları ve siyasi cinayetlerin, davanın kapsamı dışında kalmasının gösterildiğini belirtti.

Cumartesi Anneleri’nin iyimser bakış açısına darbe indiren bir diğer yakın tarihli gelişme de, 1993-1995 yılları arasındaki faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak 2009’dan beri Diyarbakır’da yargılanmakta olan eski Cizre Belediye Başkanı ve köy korucusu Kamil Atak’ın serbest bırakılması oldu.

Akıntürk, Cumartesi Anneleri’nin son dönemdeki buluşmalarından birinde, hak ihlali şüphelilerinin cezalandırılması için daha sert tedbirler alınması çağrısında bulundu.

Akıntürk, SES Türkiye’ye verdiği beyanatta, Atak ve geçmişteki diğer olaylar hakkında şu yorumda bulundu: “Ben onun bir piyon olduğunu düşünüyorum. Geçmişte yaşayanların [arkadasında]…çok büyük bir çete olayı olduğunu düşünüyorum. [C]esaretli savcıların olayı ortaya çıkarması ve büyük bir yargılamanın yapılması gerektiğini düşünüyorum ama Türkiye'de böyle bir olayın olacağına inanmıyorum.”

Nimet Baş ise bunun hükümetin öncelikli konularından biri olduğu konusunda ısrarlı.

“Mağduriyetlerin ortadan kaldırılması için demokrasi yolunda daha almamız gereken mesafe var. Bir daha darbelerin olmaması, bir daha faili meçhullerin olmaması, bir daha hukuk kapısının vatandaşın üzerine kapanamaması için bütün karanlık odalar mutlaka ama mutlaka havalandırılmalıdır.”

SES Türkiye’nin görüş aldığı İHD eski başkanlarından Hüsnü Öndül, 1990’larda İstanbul’da başlatılan esas Cumartesi Anneleri girişimi ile eylemin Diyarbakır ayağının “insan hakları ihlallerini kamuoyunun gündemine getirdiğini” belirterek şöyle dedi:

"İhlalleri topluma mal etti, yani kamuoyunun bilgisine sundu. Böyle bir problemin olduğunu etkili bir biçimde duyurdu."

Cumartesi Anneleri’nin, sorumlulardan hesap sorulması yönündeki taleplerinin karşılanması, Türkiye’de insan hakları açısından çok büyük bir gelişme olurdu, diye düşünen Öndül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer cezasızlık politikası uygulanmaya devam ederse kayıp vakaları, faili meçhuller ve yaşam hakkı ihlalleri tekrarlanır. O nedenle yargısal süreçlerin işlemesi gerekir. Bu çok önemlidir."

Eylemin katılımcılarından Salime Çakır’ın eşi, bundan 18 yıl önce Diyarbakır’ın Hani ilçesine bağlı Hure köyünde askerler tarafından gözaltına alınmış ve o tarihten sonra bir daha kendisinden haber alınamamış. Eşi gözaltına alındığı sırada hamile olan Çakır’ın kızı, babasını hiç görmemiş.

SES Türkiye’ye konuşan Çakır, “Buraya bir hafta gelmesem, kendimi kötü hissediyorum. Buraya gelenler ile acılarımız aynı, o nedenle biz birbirimizin kader arkadaşıyız. Birbirimizi anlıyoruz. Böyle bir şey yaşamamış insanlar bizi anlayamazlar. Ben buraya gelmeye ve bu eyleme katılmaya mecburum,” dedi.

5 Not
Yazdır
Sıfırla
Küçült
Büyült

Bu makaleyi beğendiniz mi?

5

4

Haber bültenimize abone olun ve son yayınlanan makalelerimiz posta kutunuza gelsin.

SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin

Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası
  • Üyeliksiz translation missing: tr, datetime, distance_in_words, almost_x_years

    Şimdi bu katillerle iş birliği yapmağa çalışan, güya barış getirecek diye silah bırakacak diye anlaşmaya imza atmağa yeltenen muhalefetle hükumet düşünsün.Bu katillerle hiçbir zaman anlaşma olmaz. Teröristlerle kucaklaşan millet vekillerinin bile dokunulmazlığı durduruldu. Yurdumda barıştan bile haberi olmayan hükümetle dalga geçecek kadar alçalan bu kanlı teröristlerle asla masaya oturulmamalı ve dağda geberip gidinceye kadar onlarla sonuna kadar mücadele verilmelidir. Kahrolsu hainler.

  • Üyeliksiz translation missing: tr, datetime, distance_in_words, almost_x_years

    1983 ten bu yana TÜRKİYE CUMHURİYETİ Devletinin ve ona asker gönderen bu milletin gözünün bebeği 20 yaşına kadar saçının teline zarar gelmesini istemediği evlatlarını o bölgede sizin evlatlarınız tabi ama eline silah vererek dış mihrakların kulandığı sizler evlatlarınıza dur evladım yapma bu doğru ve çıkar yol değildir diye hanginiz öğüt verdi ve bu gün TÜRKİYEDE bazı zorluklar varsa bu o bölgedeki sizlerin bir maşa olarak kullanılmanızdandır ve bu gün sizlerin yakınmaya hakkınız yok olduğunu düşünüyorum bu güne kadar oraya harcanan giderler devletin bütçesinde olsaydı amerikayı amerikadan çıkarırdık.( Dünyanın sayılı zengin ülkelerinin başında olurduk.

  • Üyeliksiz translation missing: tr, datetime, distance_in_words, almost_x_years

    cumartesininkiler anne oluyorda digerleri ne oluyor? memleketin icine ettiniz.

  • Üyeliksiz translation missing: tr, datetime, distance_in_words, almost_x_years

    dengesizler sizin gözünüzünönünde ananınıza avradınıza tecavüz etseler bu milleti ordan oraya sürükleseler köyü boşaltsalar ve bi insan gelmiş bu pislikleri ortya çıkaracak siz niye çekemiyosunuz
    sizindemi parmağınız var he
    çatlasanızda bu pislik bitecek allahın izniyle

  • Üyeliksiz 1 yıldan fazla

    ne doğru söz hafta sonu anneleri haftanın diğer günü çocuklarına sahip çıksalardı

İsim: Misafir - Yorumunuz hemen yayınlansın!!


Biçimlendirme Yardımı Button