2011-09-23

Suriye'deki mücadeleler, İran'ın iyimser bakış açısını bozdu

Arap Baharı sürecinde söz sahibi olmak için birbiriyle yarışan Türkiye ve İran, karşılıklı anlaşmazlık içinde.

SES Türkiye adına İstanbul'dan Aaron Stein'ın haberi -- 23/09/11

0 Not
Yazdır

* doldurulması gerekli alanlar.

  • Button
Sıfırla
Küçült
Büyült

Arap Baharı'nın sunduğu fırsatlardan yararlanmak isteyen Tahran, bir yandan Mısır ve Tunus'taki yeni rejimlerle olan ilişkilerini sağlamlaştırmaya çalışırken, diğer yandan da koltuğu sallanan Suriye lideri Beşşar Esad'ın iktidarda kalması için var gücüyle mücadele ediyor.

  • İran'ın Suriye'deki rejime verdiği destek, Türkiye'nin şiddete son verilmesi yönündeki çağrıları ile çatışıyor. [Reuters]

    İran'ın Suriye'deki rejime verdiği destek, Türkiye'nin şiddete son verilmesi yönündeki çağrıları ile çatışıyor. [Reuters]

SES Türkiye'nin sorularını yanıtlayan Yüzyıl Vakfı İran programı yöneticisi Geneive Abdo, "İran, İslam devriminden bu yana bölge üzerinde söz sahibi olmak istiyor ve bu bağlamda Arap dünyasında yaşanan ayaklanmaları, uzun yıllardan sonra nihayet yakaladığı büyük bir fırsat olarak görüyor," diyor.

İran, etnik ve dini bağlantılarını gayet başarılı bir şekilde kullanarak Irak ve Lübnan'daki hükümet ve din adamlarını etkisi altına aldı. Abdo'ya göre, "İran, Arap uyanışı sonrasında bölgedeki diğer ülkeler üzerinde de aynı etkiyi tekrarlamayı umuyor."

SES Türkiye'ye konuşan Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü araştırma müdürü Patrick Clawson, Arap devrimlerini 1979 İslam Devrimi perspektifinden değerlendiren İran yönetimine göre, ayaklanmaların, Batı tarafından yaratılan ve desteklenen uluslararası düzene karşı bir meydan okuma ve hatta daha geniş açıdan bakılırsa, Batı'nın ahlaki, ekonomik ve siyasi çöküşünün işareti olduğunu söylüyor.

"İran, dikkat çekici ölçüde iyimser bir dünya görüşüne sahip ve bunu sürekli İslam Cumhuriyeti'nin gücü ve Batı'nın zayıflaması şeklinde yorumluyor. Ülkenin dış politikasına kılavuzluk eden görüş bu."

Ancak Arap devrimleri konusundaki bu iyimser tutum, Suriye'de yaşanan gösterilerin, İran'ın bölgedeki en önemli müttefiki olan Esad rejimini tehdit etmeye başlamasıyla birlikte bozuldu.

James Martin Silahsızlanma Çalışmaları Merkezi misafir araştırmacılarından Bilal Saab, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: "Suriye, İslam Devrimi'ni tanıyan ilk Arap ülkesiydi ve o tarihten bu yana iki ülke birbiriyle stratejik bir ittifak içinde hareket etti."

İran, Esad rejimine verdiği destek nedeniyle en büyük kaybı komşusu Türkiye ile olan ilişkileri bakımından yaşadı. İran doğalgazı, daha sağlam ticaret ilişkileri kurma isteği ve Kürt ayrılıkçılara karşı savunma alanında daha yakın bir işbirliği sağlama çabası, Türkiye'yi bir zamanlar oldukça mesafeli olan İran ilişkilerini düzeltmeye sevketmişti.

"Türkiye, Tahran ile iyi ve sürekli bir ilişki kurabileceği konusunda iyimserdi," diyen Abdo, "son aylarda ilişkilerin böyle kötüye gitmesinin Türk tarafını şaşırttığını" belirtiyor.

Başlangıçta her iki ülke de Esad rejiminin iktidarda kalması gerektiği konusunda mutabıkken, Esad'ın baskılara devam etmesi üzerine durumdan endişe duyduğunu ifade eden Türkiye'nin üslubu süreç içinde önemli ölçüde sertleşti.

Diğer yandan Clawson'a göre İran "ayaklanmaların, 2009 yılında İran'da çıkan ayaklanmaya benzer şekilde bir Batı tezgahı olduğundan emin." Clawson sözlerine şöyle devam ediyor: "İran yönetimi, yabancı basın ve yabancı hükümetlerin renkli bir devrim, yani diğer bir deyişle hükümeti hızlıca iktidardan düşürmekle tehdit eden suni bir hareket yaratmaya çalıştığını düşünüyor."

İran'daki dini liderler, benzer protestoları engellemek için, ülkede içten içe kaynayan muhalif harekete göz açtırmıyor.

Abdo'ya göre, "İran yönetimi, Türkler'in Suriye'deki insan hakları ihlalleri hakkında konuşmasını ya da muhalefetin Türkiye'de buluşmasına izin vermesini istemiyor, çünkü bu girişimler, İran'ın karşı olduğu ayaklanmaya destek oluyor."

Saab ise, Arap Baharı'nın dinamikleri ve mevcut jeopolitik gerçekler göz önüne alındığında, İran ve Türkiye'nin, Suudi Arabistan dışında şu anda bölge politikası üzerinde baskı gücüne sahip iki oyuncudan biri olduğunu düşünüyor.

"Şu anda her iki ülke de bölgedeki siyasi unsurlar üzerinde güç sahibi ve bunun farkındalar."

İranlılar ile Türklerin bu süreçten nasıl yararlanmayı planladıkları henüz belli değil, ama şimdilik Suriye meselesinde karşıt taraflarda oldukları ortada.

0 Not
Yazdır
Sıfırla
Küçült
Büyült
Bu makale hakkında ne düşünüyorsunuz? (Toplam Oylar 2)

2 Beğendim

0 Beğenmedim

SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin

Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası

İsim: Misafir - Yorumunuz hemen yayınlansın!!


Biçimlendirme Yardımı Button