Türkiye, Suriye konusunda askeri bir rol üstlenecek mi?
Suriyeli silahlı muhalifler, Türkiye’nin Suriye’deki önemli rolüne dikkat çekerek, Esad rejimine karşı sekiz aydır devam eden ayaklanmada yeni bir sayfa açıyor.
SES Türkiye için Alakbar Raufoğlu’nun haberi – 21/11/11
Suriye ordusundan ayrılan askerlerden oluşan ve merkez komutanlığı Hatay'da bulunan silahlı muhalif grup Özgür Suriye Ordusu (FSA), 20 Kasım Pazar günü Şam'daki Baas Partisi genel merkezine düzenlenen saldırıyı üstlendi, ancak daha sonra bu açıklamayı geri çekti.
-
18 Kasım günü Cuma namazının ardından İstanbul’daki Suriye Başkonsolosluğu önünde toplanan göstericiler, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve hükümetini protesto ediyor. [Reuters]
İlgili Makaleler
Roketatarlı saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı, ama Şam'daki rejim psikolojik açıdan ciddi bir darbe aldı; zira Şam, Beşşar Esad yönetimine karşı sekiz aydır devam eden ayaklanma sürecinde şimdiye dek olaylardan nispeten uzak kalmıştı.
Geçtiğimiz hafta Suriye'nin üyeliğini askıya alan Arap Birliği, saldırının henüz birkaç saat öncesinde, Şam'ın, ülkeye 500 gözlemci gönderilmesi yönündeki öneride değişiklik yapılması talebini reddetti.
Pazar günkü saldırı, FSA tarafından gerçekleştirilen ikinci büyük saldırı oldu. FSA'nın 16 Kasım'da düzenlediği bir önceki saldırısında, Şam yakınlarındaki Harasta'da bulunan Suriye Hava Kuvvetleri İstihbarat Servisi binası hedef alınmıştı.
FSA'nın komutanı Albay Riyad el Esad, Türkiye'nin koruması altında Hatay'daki mülteci kampında kalıyor. Riyad el Esad ve Suriye ordusundan ayrılan diğer askerler, bu yaz mültecilerle birlikte Türkiye'ye giriş yaptı. Türkiye'nin FSA'ya silahlı destek sağladığı yönündeki iddialar, hem Albay Esad hem de Türk yetkililer tarafından yalanlanıyor.
Ankara'daki Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Suriye Uzmanı Veysel Ayhan, Türkiye'nin artık FSA ile ilişkileri konusunda daha kaygısız hareket ettiğini belirtiyor.
"Türkiye, Suriye'deki rejime 'ya reform, ya ölüm' şeklinde açık bir mesaj verdiği gibi, Suriyeli silahlı muhalifleri desteklediğini de inkar etmiyor. Ancak şu an için Ankara'nın gündemindeki öncelikli konu, önümüzdeki günlerde Esad'a karşı yaptırım uygulanmasını sağlamak," diyen Ayhan, Türk liderlerin, zaten Esad'ın reform yapmayacağı ve artık "günlerinin sayılı olduğunu" sonucuna vardıklarını da sözlerine ekliyor.
Öte yandan basında yer alan haberlere göre, Türkiye, kitlesel bir mülteci akımı yaşanması, rejimin çökmesi ya da Esad'ın muhaliflere yönelik bastırma harekatında şiddetin dozunu daha da artırması durumunda, Suriye'nin kuzeyinde tampon ya da uçuşa kapalı bir bölge kurulması yönünde olasılık planları yapıyor.
Kimi Suriyeli muhalifler ise, tampon bölgeyi, Esad rejimine karşı -- tıpkı Libya'da Albay Muammer Kaddafi'ye karşı olduğu gibi -- silahlı bir ayaklanma başlatmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Türkiye'de üslenen muhalif Suriye Ulusal Konseyi bünyesinde önemli bir role sahip, yasadışı Suriyeli Müslüman Kardeşler, geçtiğimiz hafta yaptıkları bir açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Suriyeliler, Batılılar yerine Türkiye’nin bir müdahalede bulunmasını memnuniyetle karşılayacaktır. Tabii ki bu müdahale kendilerini koruma amaçlı olursa..."
AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner ise, Ankara'nın, Suriye'deki şiddet riskinin bir iç savaşa dönüşmesinden büyük endişe duyduğunu belirtiyor.
Metiner'e göre, yaptırımlar ve diplomasi yoluyla bir çözüm bulunamaması durumunda, Türkiye, uluslararası askeri müdahale bünyesinde yer alabilir.
"Eğer Suriye sabrımızı zorlarsa, uluslararası müttefiklerimizle birlikte her türlü adımı atarız."
"Türkiye'nin Suriye politikasında görülen değişim oldukça sıradışı. Erdoğan başta Esad'ı eleştirdikleri için Batılı ülkeleri suçlarken, şimdi aynı Batılı ülkeleri, Esad'a karşı yaptırım uygulamadıkları için eleştiriyor," diyen Gareth Jenkins, yine de "Türkiye'nin tek başına önemli bir adım atmasını" beklemediğini belirtiyor:
"Görünen o ki, Türkiye'nin şu andaki politikası, Suriye konusunda tavizsiz bir tutum benimsenmesi için uluslararası topluma baskı yapmak ve daha sonra bu politikanın uygulanmasında yer almak. Yani tek başına adım atmak gibi bir arzusu olduğunu sanmıyorum."
Jenkins, Türkiye'nin çok dikkatli hareket etmesi gerektiği uyarısında da bulunuyor: "Suriye muhalefeti hâlâ fazlasıyla parçalanmış durumda. Çoğu kimse artık 'Esad gider mi, gitmez mi'yi bıraktı, 'ne zaman gider' sorusunun yanıtını arıyor; ancak Esad'ın yerine neyin ya da kimin geleceği belirsiz."
Veysel Ayhan'a göre AKP hükümeti, kendisine yöneltilen eleştirileri dikkate alıp, Suriye konusunda herhangi bir önemli girişimde bulunmadan önce muhalefetin de görüşünü değerlendirmeli.
SES Türkiye'ye konuşan Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, Ankara'nın Suriye politikasının, her iki ülkedeki vatandaşları olumsuz yönde etkileyebileceğini ve şu anda tek kaygı duydukları noktanın da bu olduğunu belirtiyor: "Hükümet, bu konuda çok dikkatli olmalı ve tek başına hareket etmemelidir."























SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin
Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası