2012-04-17

Türkiye-İran arasındaki diplomatik ilişkiler zorlu bir evreden geçiyor

İstanbul'daki nükleer program görüşmeleri olumlu sonuçlansa da, Türkiye-İran arasındaki görüş ayrılığı derinleşmeye devam ediyor. Öyle ki kimi uzmanlar bölgede bir "soğuk savaş" ihtimalini dile getirmeye başladı.

SES Türkiye için Ankara’dan Ayhan Şimşek’in haberi -- 17/04/12

0 Not
Yazdır

* doldurulması gerekli alanlar.

  • Button
Sıfırla
Küçült
Büyült

Geçtiğimiz hafta İstanbul'da bir araya gelen P5+1 ülkeleri ve İran heyeti, Tahran'ın tartışma yaratan nükleer programına ilişkin diplomatik bir çözüm bulunması için ciddi ve yapıcı görüşmeler yapılması hususunda mutabık kaldı. Ancak bu mutabakat, Ankara ile Tahran arasında Suriye kriziyle patlak veren ve İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmelerde Türkiye'nin oynayacağı rol nedeniyle daha da karmaşık bir hal alan çatışmayı çözmeye yetmedi.

  • Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 14 Nisan Cumartesi günü İstanbul'da yapacakları toplantı öncesinde İran baş müzakerecisi Said Celili'yi karşılıyor. [Reuters]

    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 14 Nisan Cumartesi günü İstanbul'da yapacakları toplantı öncesinde İran baş müzakerecisi Said Celili'yi karşılıyor. [Reuters]

SES Türkiye'ye konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, toplantının sonucundan son derece memnun olduklarını belirterek, "Elimizden geleni yaptık. Taraflar bizden yardım istediği müddetçe de sürece olumlu katkıda bulunmaya hazırız." dedi.

İran ile dünya güçleri arasındaki nükleer program krizinin diplomatik yollardan çözülmesi için yapılan görüşmelerde yıllardır "arabulucu" rolü oynayan Türkiye, zaman zaman müttefikleri ile arasını bozma riskine rağmen, İran'ın barışçıl amaçlar doğrultusunda bir nükleer enerji programı yürütme hakkını destekleyip, Batılı ülkelerin Tahran'ı hedef alan yaptırımlarına karşı çıktı. Fakat son dönemde Suriye ile ilgili olarak yaşanan anlaşmazlıklar, Ankara-Tahran hattında soğuk rüzgarlar estiriyor.

Türk hükümeti, Esed rejimine karşı net bir tavır alırken, kimi İranlı yetkililer de Türkiye'yi açıkça eleştirerek, Ankara'nın politikalarına güvenmediklerini ifade etti. Hatta İstanbul'daki nükleer program görüşmelerine birkaç gün kala açıklama yapan bazı İranlı üst düzey yetkililer, toplantının Şam ya da Bağdat'ta yapılabileceğini söyledi.

Bu açıklamalara sert tepki gösteren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, toplantı için alternatif yerler öneren İranlı yetkilileri samimi olmaya davet etti. Şimdilerde ise Türkiye tarafı yaşanan gerilimi arka plana atarak, sürece olumlu yönde katkıda bulunmak istediğine dair mesajlar veriyor.

Dışişleri sözcüsü Ünal, "Taraflar ile aylarca süren temaslarımız sırasında önceliğimiz hiçbir zaman görüşmelerin yapılacağı yer üzerine olmadı. En büyük hedefimiz, nükleer program görüşmelerinin bir an önce yeniden başlaması idi." diyor.

Ankara merkezli 21. Yüzyıl Enstitüsü'nde görevli Türkiye-İran ilişkileri uzmanı Arif Keskin, İran devleti ılımlılar ve muhafazakarlar olarak ikiye ayrıldığından, "tek bir İran"dan bahsetmeyi mümkün görmüyor.

Alanının önde gelen isimlerinden biri olan Keskin, Türkiye'nin bu yöndeki çaba ve politikalarının, kimi şahin görüşlü muhafazakar gruplar nezdinde itibar görmediğini, ancak ılımlı, reform yanlısı, pragmatist siyasetçilerin, Ankara'nın süreç içinde oynadığı olumlu rolü farkedip desteklediklerini ifade ediyor.

Türk gözlemciler ise, İran'daki Türkiye karşıtı söylemlerin kaynağının iç siyasi kaygılar olduğunu; keza kimi siyasetçilerin, egemen çevrelere yakın durabilmek adına, Mollaların ya da Devrim Muhafızlarının desteğini almaya çalıştıklarını belirtiyor.

İstanbul'daki toplantıda bir araya gelen taraflar, İran'ın nükleer programı ve programın uluslararası yükümlülüklere uyumluluğu ile ilgili olarak ivedilikle atması gereken güven tesis edici adımları masaya yatırmak üzere 23 Mayıs'ta Bağdat'ta toplanma kararı aldı. Türkiye'nin bu görüşmelerin geleceği bakımından oynayacağı rol ise henüz belirsiz.

Nükleer program sorununun çözümü ile ilgili olarak, İran tarafında son on yıldır ilk kez olumlu bir hava ve siyasi irade gözlemlediğini söyleyen Keskin, bu noktaya gelinmesinde Türkiye'nin oynadığı rol ve sağladığı katkıların inkar edilemeyeceğini vurguluyor.

Tarafların ne yapıp edip Türkiye'yi ilerleyen günlerde yapılacak görüşmelere dahil etmesi gerektiğini savunan tecrübeli uzman, "Esasen Türkiye zaten bu sürecin bir parçası haline geldi. Görüşmelerin ilerleyebilmesi açısından Türkiye'nin katılımı büyük önem taşıyor. Çünkü Türkiye, her iki tarafın da kaygılarını gayet iyi anlayan, nükleer program sorununa dair kapsamlı bilgi ve tecrübe sahibi, iyi bir arabulucu." diyor.

Türk diplomatlar ise, Türkiye'nin P5+1 ülkeleri arasında yer almadığını ve dolayısıyla da Bağdat'taki görüşmelere katılıp katılmayacağının henüz belli olmadığını, ancak diğer yandan taraflardan bu yönde bir talep gelmesi halinde Ankara'nın konuyla ilgili girişimlerini sürdürmeye istekli olduğunu kaydediyor.

İran'ın Türkiye'ye yönelik yaklaşımı konusunda, Suriye'deki krizin ne yönde gelişeceğinin de belirleyici olması bekleniyor. Fakat bu noktada uzmanlar, Türkiye ile İran arasındaki çatışmanın Suriye krizinin çok öncesine dayandığını ve yakın gelecekte daha da derinleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu da önemle hatırlatıyor.

Bu hatırlatmayı yapanlardan biri de Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan: "Aslında Türkiye ile İran arasındaki yüzyıllara dayalı ilişkiye baktığımızda bir yanda rekabet diğer yanda da işbirliği görüyoruz. Bugün iki ülke arasında yaşanmakta olan güven sorunu, Suriye krizi ile başlamadı. Sorunun kökeni 2008 yılına, Irak ile ilgili anlaşmazlıklara dayanıyor."

İran'ın mezhepçi politikalarının ve Iraklı Şii Başbakan Nuri El Maliki'nin Tahran yönetimi tarafından destek görmesinin Türkiye'yi uzun süredir endişelendirdiğinden bahseden Erhan, Suriye'de patlak veren kriz ve İran'ın Esed rejimine verdiği destekle sorunun yeni bir aşamaya ulaştığını söylüyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz ay yaptığı bir konuşmada, Ortadoğu'da mezhesel bir soğuk savaş çıkma olasılığına ilişkin endişelerini dile getirdi. "Bölgemizde yeni bir soğuk savaşa izin vermeyeceğiz." diyen Davutoğlu, mezhepsel bir soğuk savaş istemediklerini ifade etti.

Ancak Çağrı Erhan'a göre bu soğuk savaş çoktan başladı bile. Bölgede yeni rakip bloklar oluştuğuna dikkat çeken akademisyen, "Bir tarafta İran, Maliki yönetimindeki Irak hükümeti, Suriyeli Esed rejimi ve Lübnan Hizbullahı var. Diğer eksende ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri yer alıyor. Bugün artık bu iki blok arasında giderek derinleşen gerilimin yansımalarına şahit oluyoruz." diyor.

Erhan'a göre, Türkiye'nin İran nükleer krizinin diplomatik yollardan çözülmesi için bu denli çaba göstermesinin ardında, "soğuk savaş" ortamını felakete çevirecek olası bir askeri çatışmayı önleme isteği yatıyor. "Şayet İsrail, İran'daki nükleer tesislere askeri operasyon düzenleme kararı alırsa, bu felaket olur." uyarısında bulunan Erhan, İran'ın böyle bir operasyona karşılık vermesi halinde ise, bölgenin daha da büyük bir felakete sürükleneceğini, zira bu çatışmanın iki ülke ile sınırlı kalmayıp bölgedeki diğer ülkelere de sıçramasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.

Bölgenin geleceğinin, İran'ın nükleer programı ile ilgili atacağı yeni adımlar ve bölgeye ilişkin politikaları çerçevesinde belli olacağına inanan akademisyen şöyle diyor:

"Türkiye, kimi zaman Batı dünyası ile olan ilişkilerini tehlikeye sokma pahasına bile olsa, bölgenin askeri bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek ve İran ile iyi ilişkiler kurmak için önemli adımlar atıp girişimlerde bulunuyor. Fakat ne yazık ki İran yönetimi, 2008'den bu yana yapıcılıktan uzak bir politika güdüyor. Tahran'ın bu yaklaşımını bir an önce değiştirmemesi durumunda, Ankara'nın mevcut politikasını aynen sürdüreceğini sanmıyorum."

0 Not
Yazdır
Sıfırla
Küçült
Büyült
Bu makale hakkında ne düşünüyorsunuz? (Toplam Oylar 7)

7 Beğendim

0 Beğenmedim

SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin

Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası

İsim: Misafir - Yorumunuz hemen yayınlansın!!


Biçimlendirme Yardımı Button