Türkiye ve İsrail uzlaşabilecek mi?
İsrail ve Türkiye arasında soğuk rüzgarlar esmeye devam ederken, şimdilerde uzmanlar ‘Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve değişen dinamikler, iki ülke arasında bir uzlaşma fırsatı yaratabilir mi’ sorusunu tartışıyor.
SES Türkiye için Alakbar Raufoğlu’nun haberi – 12/06/11
Yıldırım Tuğrul Türkeş, uzun yıllardır müttefik olan Türkiye ile İsrail arasında Mayıs 2010’daki Mavi Marmara trajedisi yaşanmamış olsaydı, bugün Orta Doğu’da durum nasıl olurdu, diye merak ediyor.
-
Türkiye, İsrail’in Mavi Marmara saldırısı için resmen özür dilemesini, kurbanların ailelerine tazminat ödenmesini ve Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılmasını istiyor. [Reuters]
-
İsrail, Ekim ayında Van’da yaşanan depremin ardından depremzedelere prefabrik evler göndermiş, Türkiye ise Aralık 2010’da İsrail’de çıkan orman yangınlarının söndürme çalışmalarına yangın söndürme uçakları ile destek vermişti. Ancak bu insani yardımlar, iki ülke arasındaki gerilimi yumuşatmak için yeterli olmadı. [Reuters]
-
İsrail’in Yunanistan ve Kıbrıs ile yakınlaşması Türkiye’yi kızdırdı. [Reuters]
İlgili Makaleler
Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu merhum Alparslan Türkeş’in oğlu olan, MHP milletvekili Tuğrul Türkeş, “Bu iki milletin arasındaki 50 yıllık dostluğun gözümüzün önünde neredeyse yok olduğuna tanıklık etmek çok zor,” diyor.
Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkileri ve yanı sıra Suriye, İran, Lübnan ve teröre ilişkin ortak tehdit algıları etrafında birleşen İsrail ve Türkiye, uzun yıllar boyunca bölgesel güvenlik sorunlarına karşı işbirliği içinde çalıştı.
Ancak geçtiğimiz on yıllık süreçte Türkiye’nin güvenlik algısınde, bölgesel dinamiklere paralel bir değişim gözlenirken, 1990’larda kurulan Türk-İsrail ilişkilerinin temelleri de sarsılmaya başladı. Ankara’nın büyük bir iddiayla ortaya attığı “komşularla sıfır sorun” politikası kapsamında, Türkiye’nin İran ve Suriye ile ilişkileri, ekonomik gelişmeler ve Kürt milliyetçiliği ile ilgili ortak kaygıların da etkisiyle iyileşti.
İran, Irak ve Suriye’deki bölgesel dinamikler, Türkiye’nin güvenlik gündeminde İsrail’in geri plana düşmesine neden oldu. Hatta Ankara’nın bakış açısına göre, İsrail’in Filistin ile bir türlü anlaşmaya varamıyor olması, giderek bölgesel barış ve güvenliğe yönelik bir tehdide dönüşüyordu.
Fakat devam eden Arap Baharı -- özellikle de Beşar Esad rejiminin Suriyeli muhaliflere uyguladığı şiddet ve yanı sıra İran’ın Suriye’ye verdiği destek nedeniyle gerilen Ankara-Tahran ilişkileri -- bölge dinamiklerini ve güvenlik algılarını bir kez daha değiştirdi.
Yaşanan son gelişmeler, akıllara şu soruyu getiriyor: Acaba bu durum, iki kadim müttefik olan Türkiye-İsrail arasındaki soğuk rüzgarların durması için bir fırsat olabilir mi?
Hem İsrail hem de Türkiye’deki pek çok siyasetçiye göre, bölgesel istikrarın gelişimi için, iki eski müttefikin, bozulan ilişkileri tamir etmenin bir yolunu bulması şart.
“Fakat bu nasıl olacak? İsrailli yetkililer bu konuyu düşünmeli. Keşke dokuz vatandaşımızın hayatını kaybettiği o elim Mavi Marmara olayı hiç yaşanmasaydı,” diyor Türkeş.
Türkiye, Eylül ayında BM’nin olayla ilgili raporunda yer alan ayrıntıların basına sızmasının hemen ardından, İsrail ile olan diplomatik ilişkilerinin seviyesini düşürmüş ve tüm askeri anlaşmalara son vermiş, Doğu Akdeniz’de seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almak üzere tedbirler almış ve Mavi Marmara kurbanlarının uluslararası mahkemelerde haklarını aramasına destek olacağını duyurmuştu.
Türk tarafı, ilişkilerin yeniden normale dönmesinin ön koşulu olarak İsrail’in resmen özür dilemesini, kurbanların ailelerine tazminat ödenmesini ve Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılmasını istiyor.
Van’daki depremden sonra İsrail tarafından bölgeye gönderilen insani yardım konusuna gelince, Türkeş de ülkedeki analist ve siyasetçilerle aynı görüşü paylaşıyor: “yapılan yardım çok güzel bir jest” olmakla birlikte, diplomatik ilişkilerin düzelmesi için yeterli değil.
İki ülke arasındaki gerginliğe “futbol diplomasisi” bile çare olamadı; zira 1 Aralık’ta İsrail’de oynanan Beşiktaş-Maccabi Tel Aviv futbol maçına ne Türk ne de İsrailli yetkililer katıldı.
Mavi Marmara olayının hemen ardından meclisteki Türkiye-İsrail Dostluk Grubundan istifa eden AKP Milletvekili Yahya Akman, SES Türkiye’ye şu açıklamalarda bulundu: “İsrailliler Mavi Marmara olayındaki sorumluluklarını kabul etmedikleri müddetçe kendileri ile konuşacak bir şeyimiz yok.”
“Bizim sorunumuz İsrail halkı ile değil. Sorun, kendi içinde barışık olmayan İsrail yönetimiyle,” diyen Akman, İsrail tarafı özür dilediği takdirde ikili ilişkilerde dikkate değer bir iyileşme olacağını da sözlerine ekliyor.
Ancak Uluslararası Kriz Grubu Türkiye Projesi Direktörü Hugh Pope, Türk kamuoyu, İsrail’in Filistin konusunda samimi bir uzlaşma arayışı içinde olduğuna ikna olmadığı müddetçe, ilişkilerde gerçek anlamda bir iyileşme beklenmemesi gerektiğini düşünüyor.
SES Türkiye’nin sorularını yanıtlayan Pope, “Türkiye, İsrail ile ilişkilerin normale dönmesi konusunda oldukça istekli. Şu anda her iki ülkede de büyükelçilikler faal durumda olduğu ve temel iletişim devam ettiği için, İsrail ilişkileri Arap isyanlarına kıyasla öncelikler listesinin birinci sırasında olmayabilir, ama yine de bu tür bir normalleşme yaşandığı takdirde, bölgedeki tansiyonun düşeceği kesin,” diyor.
The Jerusalem Post gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü yardımcısı Caroline Glick ise, iki ülke arasındaki uzlaşmanın, Türkiye’nin gerçekten uzlaşmak isteyip istemediğine bağlı olduğunu belirtiyor.
“İsrail, Türkiye ile olan ilişkilerin bozulmasını takip eden süreçte yoluna devam etti ve Türkiye’nin agresif ve sorumsuz tavrını dengelemek için Yunanistan ve Kıbrıs ile güçlü stratejik bağlar kurdu.”
Bununla birlikte, iki ülkenin hâlâ ortak bazı çıkarları bulunduğunu ekleyen Glick, “sonuç olarak her iki ülkenin de menfaatinin söz konusu olduğu noktalarda işbirliği yapılabileceğini” ifade ediyor.
Ancak Glick’e göre “Türkiye, İsrail ve Batı karşıtı politikalarına devam ettiği takdirde, bu tür bir işbirliği, ilişkilerin yeniden inşa edilmesi için bir temel teşkil etmeyecek.”
Öte yandan İsrail’in Kıbrıs ve Yunanistan ile yakınlaşması, gerginliği tırmandırıp Türkiye ve İsrail’in birbirinden daha da uzaklaşmasına neden oldu. Uzmanlara göre, İsrail’in, ekonomik krizin pençesinde ve coğrafi bakımdan Orta Doğu’daki güvenlik noktalarına uzak, üçüncü kademe ülkelerle ilişki kurmak suretiyle Türkiye’nin yerini doldurması mümkün değil.
İsrail’in eski Türkiye Büyükelçisi Alon Liel, İsrail Mavi Marmara’da hayatını kaybedenler için özür dilemediği takdirde, resmi temasların, Mossad ve MİT arasında istihbarat paylaşımı seviyesinden öteye gidemeyeceğine inanıyor.
SES Türkiye’ye değerlendirmelerde bulunan Liel, “Suriye’de yaşanan iç savaş ve bunun İsrail ve Türkiye üzerindeki olası etkileri düşünecek olursak, bu temasların gelişmesi için ortada gerçek anlamda bir şans olduğunu görürüz”; şayet Türkiye-İsrail ilişkileri iyi olsaydı, Suriye, Türkiye’ye daha farklı yaklaşırdı, diyor.
Ankara ise şu aşamada olası bir İsrail-Türkiye işbirliğinden bahsetmekten kaçınıyor. Kimi yetkililer ise, Arap ayaklanmaları ve İsrail’in uluslararası arenada giderek yalnız kalmasını fırsat bilerek, Türkiye’nin Mavi Marmara olayıyla ilgili koşullarının İsrailli yetkililere dayatılabileceğini düşünüyor.
Tecrübeli diplomat Şükrü Elekdağ, “Yaşanan jeopolitik değişiklikler, Türkiye’den ziyade İsrail’i zor durumda bırakabilir; zira gelişmeler, Orta Doğu bölgesinde, şeriata dayalı, koyu Sünni otoriter rejimlerden oluşan bir havzanın oluşacağına işaret ediyor,” diyor.
“Bu durum, bölgede çağdaş temelli demokrasiler yeşermesini bekleyen Türkiye için hiç de ümit verici değil. Ancak İsrail için boğucu bir siyasi atmosfer oluşturuyor.”
Sakarya Üniversitesi öğretim üyelerinden Ali Balcı da, İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak özür dilemediği takdirde, Türkiye’nin “PKK, Suriye ve benzeri meseleleri İsrail’in desteği olmadan çözmeye çalışacağı” konusunda hem fikir.
“Mesela Suriye meselesinin çözümü için Arap Birliği ile çalışıyoruz. PKK ile mücadelede ise Amerika’nın insansız hava araçlarından ve Irak hükümetinden destek alıyoruz.”
Bununla birlikte Balcı’ya göre, İsrail Türkiye’nin koşullarını kabul etse bile, “iki ülkenin 1990’lardaki gibi güvenliğe dayalı bir dış politika eksenine dönmesi mümkün değil.”
“90’lı yıllardaki balayı dönemi artık sona erdi. İsrail’in önce bunu kabul etmesi gerekiyor. Yeni bir yakınlaşma için, iki ülkenin ortak çıkarlarının yanı sıra, karşı cephelerde oldukları meselelerin de ele alınması lazım.”
İki ülkenin karşı cephelerde olduğu meselelerin en önemlisi, İsrail’in “agresif politikası”, ki Türkiye’ye göre bu politika, bölgedeki istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri, diyor Balcı.
Ancak Ankara merkezli Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi bünyesinde görev yapan araştırmacı Nildağ Gizem Hatayoğlu’na göre çözümün önündeki engel, Türkiye’de İslamcıların, İsrail’de de milliyetçilerin iktidarda olması.
SES Türkiye’ye konuşan Hatayoğlu, “İsrail’de pek çok arkadaşşım var. Hepimiz İsrail ve Türkiye halklarının düşman olamayacağını, birbirinin dostluğundan öyle kolay kolay vazgeçemeyeceğini düşünüyoruz,” diyor ve insanlar resmi propagandaları bir kenara bırakırlarsa, sorunların üstesinden gelinebileceğini ifade ediyor.
"İnsanlar bir araya gelmek gibi bir seçenek olup olmadığından habersiz, çünkü hem İsrail hem de Türk medyası bu konudan bahsetmiyor. Tek yaptıkları şey negatif propaganda.”























SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin
Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası