Deprem mağduru Van’da yaralar sarılabilecek mi?
Bundan yaklaşık altı ay önce 7.2 şiddetinde yıkıcı bir depremle sarsılan Van’da dükkanlar yeniden açılmaya ve depremin ardından şehri terkedenler yavaş yavaş evlerine geri dönmeye başlıyor. Ancak depremin yaralarının tam olarak sarılıp sarılamayacağı belirsiz.
SES Türkiye için Van’dan Emiko Jozuka’nın haberi -- 10/4/12
Ahmed Kaya ve ailesi, Van şehir merkezinin kenar mahallelerinden birindeki çadırlarda kalan son ailelerden. Kaya’nın kızı ve eşi, depremde ağır hasar gören ve hükümetin yıkma emri verdiği kerpiç evleriyle çadır arasında mekik dokuyor. Kaya ailesinin evinin çevresi, yıkılmak üzere ya da enkaz halinde metruk evlerle dolu.
-
10 Kasım 2011 tarihli bu fotoğrafta kurtarma ekipleri Van’da çöken bir otelin enkazının altında kalan depremzedelere ulaşmaya çalışıyor. [Reuters]
-
28 Ekim 2011 tarihinde Van Havaalanı’nda bir forklift deprem kurbanları için gönderilen çadırları taşıyor. [Reuters]
Play Video
İlgili Makaleler
“Şu an öyle bir çıkmazdayız ki...” diyor Kaya, ailesini işaret ederek. “İkinci depremden sonra, kış soğuğunda çadırda kalmasınlar diye ailemi Diyarbakır’a yolladım; ben burda tek başıma yaşadım. Ama sonuçta onlar da orada daimi kalamaz. Hükümet geçen ay bize geçici konutların orada bir konteyner tahsis etti, ama o kadar küçük ki sığmamız mümkün değil. O yüzden şimdilik burada yaşamaya devam ediyoruz.”
Van’da 23 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde yaşanan 7.2 ve 5.6 şiddetindeki iki depremin ardından hem ülke içinden hem de yurtdışından afet bölgesine adeta yardım ve bağış yağdı. 600’den fazla kişinin öldüğü, 4 binden fazla kişinin de yaralandığı depremde, on binler de evsiz kaldı.
Şu anda depremzedelerin çoğu, çadırlardan çıkarılıp geçici konutlara yerleştirilmiş durumda. Devlet, depremde evi oturulamaz hale gelen vatandaşlara Ağustos ayı itibarıyla TOKİ tarafından yapımı devam eden 15 bin yeni konuta yerleşme seçeneği sunacak. Vatandaşlar, her biri 75 bin liraya mal olan 100’er metrekarelik bu konutlarda ilk iki yıl para vermeden oturacak ve sonrasında 20 yıl boyunca ayda 350 lira ödeyecek.
Van’daki pek çok düşük gelirli aile gibi Kaya ailesinin de hükümetin öngördüğü bu deprem sonrası yeniden yapılandırma ve yardım planından faydalanması mümkün görünmüyor.
“Asgari ücretle sigortasız çalışıyorum. Bu parayla aileme zor bakıyorum. TOKİ konutlarından ev alabilmek için arsamı ipotek ettirmem lazım. Eğer ev taksidini üç ay üst üste ödeyemezsem, devlet hem arsama hem de yeni evime el koyacak. Bu riski göze alamam. Üstelik 20 yıl devlete borçlu kalmak da istemem,” diye açıklıyor gerekçesini Ahmed Kaya.
Doğal güzellikleri ile meşhur Van’da halkın ana gelir kaynaklarını inşaatçılık, turizm, tarım ve kaçakçılık oluşturuyor. Depremden önce 2014 yılında büyükşehir olması gündemde olan Van’ın bu umudu, depremin kente ve yerel ekonomiye verdiği zarar nedeniyle şimdilik suya düşmüş görünüyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), şehir merkezindeki binaların durumunu değerlendirmeye ve buna uygun bir şehir planı oluşturmaya devam ederken, Van halkı da gelişmeleri takip ederek bekliyor.
Şehir merkezindeki küçük çaplı işletmeler yeniden çalışmaya başladı ve nüfusun da yavaş yavaş geri dönmeye başladığı görülüyor; ancak şehrin başlıca gelir kaynakları olan inşaat ve turizm sektörlerinde işler, devletin yerel inşaat çalışmalarını bir yıllığına yasaklaması ve turistlerin de sağlam kalan az sayıdaki otele pek güvenmemesi nedeniyle adeta bıçak gibi kesildi.
Aralık ayında BDP Belediye Meclisi Üyesi, mimar İdris Canbay ile AK Parti Belediye Meclisi Üyesi, ziraat mühendisi ve inşaat teknikeri Ümit Kanan’ın başkanlığında bir yeniden yapılandırma komisyonu kuruldu.
Canbay ve Kanan, Van’ın uzun vadede yeniden yapılandırılması sürecinde ne geçici konutların, ne de TOKİ evlerinin kalıcı bir çözüm olamayacağı kanaatinde.
SES Türkiye’ye konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Kanan, bu düşüncesini şöyle gerekçelendiriyor: “Mevcut 35 konteyner kent, ancak geçici bir çözüm olabilir. Bunlar kalıcı olduğu takdirde Van’da toplumsal bir çöküşe yol açar. 1999 yılında Adapazarı depreminin ardından kurulan geçici konutların bulunduğu bölgeler, bugün fuhuştan, balicilerden geçilmiyor.”
TOKİ’nin yaptığı evlerin, geçici konutların bir miktar revize edilmiş haline benzeyeceğinden endişe eden Canbay ise, buralarda insanların komşularını seçme şansı olmayacağını ve şehir merkezinden uzak, getto tarzı bir yaşam sürmek zorunda kalacaklarını belirtiyor.
TOKİ tarafından yapılan evlerin değerinin söylendiği gibi 75 bin lira olmadığını da ifade eden Canbay, devletin bu projeye kâr amaçlı yaklaştığını ima ederek, “Bu proje, vatandaştan çok devlete fayda sağlayacaktır,” diyor.
Devletin, TOKİ konutlarının inşaatı için şehir dışından işçi ve inşaat malzemesi getirme kararı da, yerel ekonomiyi ve kentin en önemli gelir kapısı sayılan inşaat sektörünü destekleyip geliştirmekten uzak.
“Burada hükümet yerel işçi ve malzeme kullanma yoluna gitseydi veya TOKİ konutlarına harcanan parayı Van halkına aktarıp, vatandaşa kendi evini inşa etme imkanı verseydi daha iyi olurdu. Böylece yerel ekonomi canlanır, istihdam sağlanırdı,” diyen Kanan, şöyle devam ediyor:
“Deprem, Van’da ticarete ağır bir darbe indirdi. Van’ın yeniden ayağa kalkabilmesi ve uzun vadede kalkınabilmesi için fabrikalar kurulup insanlara iş imkanı sunulması, bunun için de devletin gerekli finansmanı sağlaması gerek.”
Kasım ayındaki depremin ardından Van’ın anayasada da öngörüldüğü şekilde afet bölgesi ilan edilmesi yönündeki talepler, borçların silinmesi, deprem nedeniyle işsiz kalanlara maaş ödenmesi ve yeniden yapılandırma çalışmalarında kullanılmak üzere belediye meclisine ek bütçe ayrılması gibi kimi kazanımlar elde edilmesine vesile olsa da, hükümet söz konusu talepleri reddetti.
“Van belediye meclisinin, deprem yardımı olarak sağlanacak ek bütçeyi PKK’ya aktaracağı endişesi gündeme getirilince, hükümete ‘o zaman belediye meclisine para vermek yerine gelip Van’ı bizzat siz yeniden yapılandırın’ çağrısında bulunduk, fakat bu teklifimiz de kabul görmedi,” diyor Canbay.
Bununla birlikte, şehrin afet bölgesi ilan edilmesine ilişkin görüşler farklılık gösteriyor. Van Vali Yardımcısı ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü yetkilisi Atay Uslu, “anayasada ‘afet’ kavramının iki ayrı madde kapsamında ele alındığına; bunlardan birinde ‘afet bölgesi’, diğerinde ise ‘afetten etkilenen bölge’ başlıklarının kullanıldığına” dikkat çekiyor.
“Van’ın ikinci başlık altında, yani ‘afetten etkilenen bölge’ olarak değerlendirilmesi, hükümetin kenti başka yere taşıyıp sıfırdan inşa etmek zorunda kalmak istememesinden kaynaklanan bir durum.”
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Van İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Şemsettin Bakır’a göre ise, Van’daki yapıların yüzde 90’ının kaçak durumda olduğu ve bu binalara ilişkin inceleme ve değerlendirme çalışmalarının henüz tamamlanmadığı düşünülürse, şehri önümüzdeki iki üç yıl içinde daha ciddi sorunlar bekliyor olabilir.
Bakır, mevcut tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Van kritik bir dönemden geçiyor ve kimse ne olacağını bilmiyor. Halk yavaş yavaş kente dönmeye başladı ve evlerini yeniden inşa etmek istiyor; fakat şehir planının tamamlanması en az bir buçuk yıl süreceğinden şu anda buna izin yok. Devlet hızlı hareket etmezse insanlar evlerini kaçak yollardan güçlendirmeye başlayacaktır.”
Van’da yaraların sarılmasının en nihayetinde Kürt meselesinin çözümüne bağlı olduğunu da belirtmeden geçmeyen Bakır, “Hükümet, BDP ve PKK ile görüşüp Kürt meselesine bir çözüm bulursa, Van daha hızlı ayağa kalkar,” diyor.
TMMOB il yetkilisi, “afet yardım çalışmaları için belediye meclisine ayrılacak ek bütçenin, Van’ın yeniden yapılandırılmasında kullanılmak yerine PKK’ya aktarılacağı yönündeki kaygıların, Kürt meselesinin bu sorunun düğüm noktası olduğunu gösterdiğini” düşünüyor.























SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin
Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası