Kosova, Türkiye’den gördüğü güçlü desteğe güveniyor
Beş yüzyıldan uzun, ortak bir Osmanlı geçmişine sahip olan Kosova ve Türkiye arasında, oldukça kuvvetli siyasi, ekonomik, dini ve kültürel bağlar var.
SES Türkiye için Priştine’den Muhammet Brayşori’nin haberi -- 01/05/12
Kosova, Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan ettiğinde, Türkiye, bu yeni devleti tanıyan ilk ülkelerden biri oldu. Takip eden aylarda Kosova Türkiye’de bir büyükelçilik açtı. Elçiliğin kuruluş sürecine nezaret etmek üzere maslahatgüzar olarak atanan Bekim Seydiu, daha sonra ülkenin Ankara büyükelçisi oldu.
-
Kosovalılar, yüzyıllara dayanan dini ve kültürel bağları nedeniyle Türkiye’ye sıcak bakıyor. [Reuters]
-
Türk şirketleri, Kosova'daki stratejik altyapı ihalelerine katılıyor. [Reuters]
-
Seydiu, Türkiye'nin, Kosova Güvenlik Güçleri ile olan işbirliğinin "iki ülke arasındaki işbirliği sürecinin en etkin alanlarından biri olduğunu" belirtiyor. [Reuters]
İlgili Makaleler
SES Türkiye'ye konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Seydiu, o tarihten bu yana "İlişkilerin devlet bazında yürüdüğünü; oysa Kosova'nın uluslararası toplumun idaresinde olduğu dokuz yıl zarfında öyle olmadığını," kaydediyor. Diplomatik ilişkilerin tesisi ve daimi büyükelçiliklerin açılması sayesinde iki ülke arasındaki iletişim ve işbirliğinin geliştiğine değinen Büyükelçi, jeopolitik, ekonomik ve farklı nitelikteki diğer unsurların da ilişkileri olumlu yönde etkilediğini ifade ediyor.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK'ın Balkanlar konusundaki deneyimli uzmanlarından Muzaffer Kutlay ise, "Kosova, Türkiye için önemli; çünkü Yugoslavya çatışmasından kalan, henüz çözümlenememiş tek sorun bu. Balkanlara yönelik siyasetini bölgesel barışın gelişimi üzerine kuran Türkiye açısından, Kosova ile ilişkilerin iyileşip gelişmesi bu nedenle büyük önem taşıyor," diyor.
Kutlay, açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Türkiye, çok taraflı diyalog sürecinden yana bir ülke olarak, Balkanlara yönelik çözümleri, bölge içi öneriler üzerinde temellendirerek yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Bu sebeple de çatışma halindeki tarafları bir müzakere masası etrafında toplayarak, sorunlarını kendi aralarında çözmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Diğer yandan Kosova'daki Türk toplumunun hak ve özgürlüklerinin korunması da Türkiye için manevi bir yükümlülük."
Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Yahyaga geçtiğimiz ay İstanbul'a gelerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. Türkiye'nin kendilerine yaptığı yardımlardan ve verdiği destekten övgüyle bahseden Yahyaga, ticaret sektörü başta olmak üzere karşılıklı işbirliğini geliştirme çağrısında bulundu.
Son iki yıl içinde Kosova'da bazı önemli stratejik kamu ihalelerini Türk şirketleri aldı.
Örneğin Kosova'yı güneyde Arnavutluk, kuzeyde de Sırbistan ile birbirine bağlayan ülkenin ilk otobanı, Türk-Amerikan konsorsiyumu Bechtel-Enka tarafından inşa ediliyor. Proje kapsamında 4 bin kişiye iş imkanı sağlandı.
Yenilenen ve genişletilen Uluslararası Priştine Havaalanı'nın yönetim ihalesini de yine bir Türk şirketi olan Limak kazandı. Türk işadamları, Kosova'da inşa edilecek yeni elektrik santrali gibi stratejik projelerde de rakip olarak varlık gösterirken, bir kısmı da sağlık ve eğitim sektörlerine el atıyor. Kosova hükümetinin öncelikli hedeflerinden birinin ülkeye yabancı doğrudan yatırım girişi sağlamak olduğunu belirten Büyükelçi Seydiu şöyle diyor:
"Kosova'da bankacılık, madencilik, inşaat ve diğer pek çok sektörde çok sayıda Türk yatırımı mevcut. Amacımız bu sayıyı daha da artırmak. Bu hedef doğrultusunda, büyükelçiliğimiz tarafından her yıl Türkiye'nin farklı illerinde dört beş ayrı iş forumu ve benzer etkinlikler düzenleyerek, buradaki işadamlarını Kosova'da yatırım yapmaya teşvik etmeye çalışıyoruz."
SES Türkiye olarak konuya dair görüşlerini aldığımız bir diğer isim de Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyelerinden Kamer Kasım. Balkanlar konusunda uzman bir akademisyen olan Kasım, Türkiye'nin Kosova'da okul ve altyapı projelerine öncelik vererek ülkeyle olan kültürel bağlarını güçlendirdiğini, fakat bunu yaparken, diğer yandan bölgesel stratejisi doğrultusunda Sırbistan ile olan ilişkilerini de pekiştirmeye özen gösterdiğini ve bu yönde atılan son adımın da Ankara ile Belgrad'ın vize uygulamasını karşılıklı olarak kaldırma kararı alması olduğunu belirtiyor.
Kosova ve Türkiye, şimdiye dek 16 anlaşmaya imza attı, ki bu da iki ülke arasındaki dinamik ilişkilerin bir göstergesi kabul edilebilir. Ancak bu ilişkiler kapsamında Kosova'nın bağımsızlığının uluslararası alanda resmi olarak daha fazla tanınması hususu da öne çıkıyor. Konuya, özellikle siyasi işbirliği açısından büyük önem atfediliyor. Seydiu, bu konunun ehemmiyetini şu sözlerle vurguluyor: "Son dört yıldır Kosova'nın en önemli dış politika hedefi, bağımsızlığının daha fazla ülke tarafından tanınmasını sağlamak ve uluslararası örgütlere üye olmak ekseninde şekilleniyor."
Büyükelçi, Kosova'nın kurumsal kabiliyetleri ile devlet kurumlarının etkinliğinin gelişimi, ekonomisinin kalkınması ve uluslararası arenada tanıtılması için Türkiye tarafından verilen büyük küçük her türlü desteğin, ülkeyi Avrupa-Atlantik kurumları ile bütünleşme sürecinde ileri taşıdığının altını çiziyor.
Seydiu, Türkiye'yi Avrupa-Atlantik sürecinde çok önemli bir müttefik olarak gördüklerini belirtiyor, ki bu, Kosova'nın en zor zamanları olarak nitelendirebileceğimiz 1990'lardaki savaş döneminde, yeniden yapılanma sürecinde ve bağımsızlık ilanının sonrasında tekrar tekrar ispatlanmış bir gerçek.
"Şahsi fikrime göre, kararlılıkla hareket edilmiş bu anlar, Türkiye'nin Kosova ile ilgili tutumunun Avrupa-Atlantik kurumları çerçevesi ile aynı doğrultuda ve dolayısıyla da diğer temel stratejik ittifaklarla uyum içinde olduğunu gösteriyor. Bunun sağlamasını yapmak için, bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz tarihi takip eden hafta Kosova Cumhuriyeti'ni hangi ülkelerin tanıdığına bakmak yeterli olacaktır."
Ancak Türkiye'nin dış politikasında etkileri hissedilen yeni Osmanlıcılık anlayışı, Kosova'daki bazı akademik çevrelerce pek de hoş karşılanmıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun bıraktığı mirasın ikili ilişkiler üzerinde etkili olduğunu kendisi de kabul eden Seydiu, Winston Churchill'in, "sindirebileceğinden daha fazla tarih üreten bir bölge" olarak nitelendirdiği Balkanlar'da, geçmiş ve bugün arasında yaşanan etkileşime dikkat çekiyor.
"Dış politika hedeflerini belirlerken tarihi algıları tamamen gözardı etmek gerçekçi bir tutum olmaz. İster Kosova, ister Türkiye olsun, devletlerin dış politika parametreleri formülize edilmesi bakımından en etkili faktör bu [tarihi algılar] değildir. Tarih mirasının her ülke ya da bölgede aynı şekilde etkili olduğunu kastetmiyorum. Altını önemle çizmek istediğim nokta şu ki, tarihi algı ve duygular, dış siyasetin paradigmaları üzerindeki etkileri bakımından, her zaman diğer etkenlerle iç içe geçmiş durumdadır," diye açıklıyor Büyükelçi.
Türkiye, savunma konularında önemli bir ortak konumunda; fakat bölgedeki diğer ülkeler Ankara ile bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzaladığı halde, Kosova ile henüz böyle bir anlaşma imzalanmış değil. Bu noktada, işbirliği anlaşması olmasa da Kosova Güvenlik Güçleri (KSF) ile Türk ordusu arasında güçlü bir işbirliği olduğundan bahseden Seydiu, KSF Bakanlığı ile Türk Savunma Bakanlığı arasındaki ilişkilerin dinamik bir şekilde sürdüğünü ifade ediyor.
"Kosova ve Türkiye bu alanda zaten bazı anlaşmalar imzaladı. Söz konusu anlaşmalar, Kosova'nın ihtiyaçlarına ve gerçeklerine hitap ediyor... Türkiye'nin, KSF ile olan işbirliğinin, iki ülke arasındaki işbirliği sürecinin en etkin alanlarından biri olduğunu ve KSF'nin bundan büyük fayda sağladığını söyleyebilirim."
Türkiye'de yaşayan Arnavutlar ile Kosova'daki Türk toplumunun da ikili ilişkilerin gelişimi açısından taşıdığı öneme değinen Büyükelçi, sözlerini şöyle noktalıyor:
"İki ülke arasındaki ilişkilerin altında yatan temel faktörün, geleceğe dair vizyonları olduğunu düşünüyorum. Ülkelerin yolları işte bu vizyon doğrultusunda birleşip ayrılıyor ve hatta kimi zaman çatışıyor. Kosova ve Türkiye'nin Balkanlara ilişkin vizyonları ortak. İki ülke de AB ve NATO'ya entegre olmuş, istikrarlı, demokratik ve müreffeh bir Balkanlar görmek istiyor."
SES Türkiye İstanbul muhabiri Menekşe Tokyay bu makalenin hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.























SES Türkiye'de yayınlanan haberlerle ilgili yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin
Bu forumu, Güneydoğu Avrupa'daki diğer okurlarımızla etkileşime girmek için kullanmanızı umuyoruz. Bu deneyimi ilginç kılmak için, sizlerden yorum politikasında belirtilmiş olan kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorumlarınızı göndermekle, bu kuralları kabul etmiş sayılırsınız. SES Türkiye, hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, burada yayınlanan yorumlar sadece gönderen kişilerin görüşleridir. SES Türkiye, bu yorumlarda dile getirilen fikirleri, görüşleri veya düşünceleri onaylamak veya bunlara katılmak zorunda değildir. SES Türkiye yapıcı tartışmayı teşvik etmekle birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, yazısız bağlantılar veya tek satırlık sloganların kullanımından kaçınılmasını teşvik etmektedir. Mesajlarınız Forum Moderatörü tarafından kontrol edilmektedir. İstismarcı, saldırgan bulunan veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
SES Türkiye'nin Yorum Politikası